Hani bazı sesler vardır; ruhunun taa içine işler,
dilinin ucuna gelip de söyleyemediklerin onlarla can bulur.
dilinin ucuna gelip de söyleyemediklerin onlarla can bulur.
Sen milyonlarca kez susmuşsundur...
Sırf cesaret edemediğinden, sırf konuşursan tınısı kaybolacak diye korktuğundan,
sırf 'ya duymazsa ya anlamazsa' diye susup ucunu birbirine bağladığın sesler,
senin binlerce kez deneyip de yapamadığını yapıp bir nefesle haykırırlar!
Öyle bağır çağır da değil. Sanki bir denizin tam ortasında olup en derinini görmüşçesine akar içinden, kelimeler. Suya yazılar yazarlar, suyla dans ederler.
Sırf cesaret edemediğinden, sırf konuşursan tınısı kaybolacak diye korktuğundan,
sırf 'ya duymazsa ya anlamazsa' diye susup ucunu birbirine bağladığın sesler,
senin binlerce kez deneyip de yapamadığını yapıp bir nefesle haykırırlar!
Öyle bağır çağır da değil. Sanki bir denizin tam ortasında olup en derinini görmüşçesine akar içinden, kelimeler. Suya yazılar yazarlar, suyla dans ederler.
"yüzümü, gönlüne koysam yemin tutsa kalbim, beni bilir miydin?
içimi avcuna döksem beni, azıcık çözer miydin?" diyor, Jehan Barbur.
Ben kendimi denizkızı sanıyorum. Okyanuslara açılıyorum. Suyla dans ediyorum.
O, içimdeki dalgalardan habersiz yalnızca limanında beklemekle yetiniyor.
Oysa benim ayaklarım yok, onun ise elleri...
O, içimdeki dalgalardan habersiz yalnızca limanında beklemekle yetiniyor.
Oysa benim ayaklarım yok, onun ise elleri...