Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2013

adam II

Kırık bir ayna kaldı, senden bana.
Tadına doyamadığım bir sen vardın.
Kırılanın yalnız kalbim olduğunu elbette biliyordun ya.
Büyüdükçe avunurum sandın.
Ah be adam onca yol yürüdük, 
onca sen doldurdum aklımın odalarına..
Pamuk şekeri değil ki bir anlık olsun.
Kim bilir usulca sevmen bundandı.
Aşk..
Aşıksan tüm gücünü yitiriyordun.
Bana öyle bir sen bıraktın ki
İncindikçe savruluyorum..
Savaştıkça kendime yeniliyorum.
Bitmeyecek sandım, be adam
Bitmesin istedim!
Hangi aşk, gün batımına karşı koyabilmiş ki..
Çocukluğuma ver.

17 Eylül 2013

adam

Peri tozu gibi serpilmiş aşk.
Nasıl bilebilirdim yağmuruna tutulacağımı?
Ben bile kendime sığınamazken,
kalbime böylesi hükmedişin..
Bitmeyecek sanıyorsun.
Sessiz ellerimi tutuyorsun
Yüreğimden öpüyorsun
Gözlerini kırpmadan bakıyorsun ya
Yetiyor..
Ya gidişin,
Ah be adam!
Kaç ah sığındı, yokluğuna
Kaç keşke deyişim..
Ben seni usul usul sevdim.
Unutmak tek kelime üç hece
Unutmak yedi harf,
Unutmak yağmurunda sensiz ıslanmak.
Ya unut(ama)mak..!

19 Temmuz 2013

şehrimde


bir şehirdeyim ki geceleri sokak lambaları suretini yansıtır
sesinle yankılanır, dört duvar..
bir şehirdeyim ki yağan yağmur seni haykırır
adınla çağırır, rüzgar..
bir şehirdeyim ki hangi caddesinden geçsem sen kokar
geçip giderken bıraktığın tenin kokar..
bir şehirdeyim ki güneş her sabah, sana doğar
gözlerinle uyanır, aşkınla yakar..
bir şehirdeyim ki sevgilim, sensizlik can yakar!


28 Mayıs 2013

masal


 onca sebep var, onca endişe.
gülmek için sesine ihtiyacım var,
hissetmek için tenine..
yollar, yol ayrımları.
seni bana getiren yıllar var!
onca heyecan, onca kalp ağrısı.
sonu mutlu biten masallar var.
görmek için gözlerine, sevmek için kalbine
benim sana
ihtiyacım var.


4 Mart 2013

çizgi

su sesi ve dalga
kuş sesi ve rüzgar
nefes ve kalp atışın
gözler ve buğusu
gölgen ve sen
sonra...
sen ve ben,
kadar net değil
hiçbir çizgi.
tüm ufuklar bizim..

22 Ocak 2013

hayat ağacı

hani martılar konar ya kalbinin dallarına..
bir nefeste hapsettiğimiz sevgiler
biriktiririz, ruhlarımıza eş. 
kelebek gibi bir günlük değil
martılar gibi özgür büyür sevdamız.
kin, nefret, acı ve keder..
hepsi için bir dalımız vardır ama
en çok sevdanın dallarında yeşerir, umutlarımız..
kimisi döker yapraklarını
kimisi "hala hayat var" dedirtir.
kimisi biraz daha kök verirken
kimisi kırılır, en derin yerinden.
hayat ağacı, uzanan zeytin dallarına inat
martıların elinden tutar hep ve
en sevdiğine, gökyüzüne kavuşur.

mor ve ötesi - sor 

20 Aralık 2012

insan

bir gece, bir ay.
doğmak için yetmiyor.
biliriz döneceğini, buluşur yine gün doğumu.
beklemek için sabır gerek.
sevmek için kalbi taşımak yetmiyor..
nice insanlar var ve boşlukta duran kalpleri.
görürüz kötülüğü, birikir umutlarımız.
susmak için sabır gerek.
bir sabah, bir güneş,
doğmak için yetiyor.
güneş mi dersin karanlık mı
odanı aydınlatan?
kalpleri kötü olana güneş bile yetmiyor.

11 Ekim 2012

kırmızı bisiklet


Tel örgüler,
şu düğüm düğüm olanlar
Sarıyorlar, sarmalıyorlar..
Oysa az ötede bir çift göz.
Hüzünlerini henüz akıtmış,
Öylece bakıyor.
Cam gibi gözlerinden korku akıyor..
Beş yaşına yeni basmış,
bilemedin altı.
Bir gürültüdür kopuyor,
çocuk yalnız, biçare!
İnsanlar kaçışıyor,
Çocuk yine yalnız,
camdan gözlerini sımsıkı kapatmış
elleri kulaklarında
yüreği ise güm güm!
Çok değil iki gün önce
annesinin koynunda huzurluyken
babası kırmızı bisikletini de almıştı hem.
Sahi nerededir şimdi?
Tüm sevdiklerinin gittiği yerde mi?

7 Ekim 2012

uyku

Ucu kırık bir tabak.
Üstü başı dağınık bir kadın
Saçlarını savuruyor, yine..
Yine sebepsiz rüyalar görüyor.
Tabakta bir dilim mutluluk
Lokma lokma yutuyor, kadın
Hemen bitmesin diye.
Öyle üzülmüyor da artık her şeye
Susuyor, dinliyor ama konuşmuyor..
Rüyalar görüyor, hani
Uyanır uyanmaz unuttuğu,
O uçsuz rüyalardan.
Bir lokma daha alıyor, sonra
tabağından..
Ağır ağır yumuyor, gözlerini
Uyku, hep en güzeli.

22 Ağustos 2012

yıldızlar dökülür, sonsuza içimizden..

*

Bugün bir yıldızın daha ölüm yıl dönümü. Bir büyük usta, o çok sevdiği göğe bakma durağında. 

 senfoni

Önce sesin gelir aklıma
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

Kırk kere söyledim bir daha söylerim

Savaşta ve barışta, karada ve denizde,
Düşkünlükte ve esenlikte
Zamanımız apayrı bize göre
Yanyana olduk mu elele
Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat

Sen yanımdayken ister istemez
Geniş meydanlarda akşam üstleri
Üst üste üç kere deniz, üç kere çınarlar.

Sen yanımdayken ister istemez

Uzak ırmakları hatırlıyorum.

Ara sıra düşmüyor değil aklıma

Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum...

Turgut Uyar
                                                                                      * https://melanous.wordpress.com/

20 Temmuz 2012

emanet

Ruh kayıp,
Kelimeler kayıp.
Uçurtmam, buluta asılı
Kalbim yağmurlara emanet...
Varsın güneş gözlerimi alsın
Bak!
Tepenin ardından yükselmekte
Bir kara bulut.
Gök ağlıyor,
Ben ağlıyorum
Tüm kötülükleri
Şeytan uçurtmamla savuruyorum
Suskunluğum, 
Gelecek fırtınanın habercisi değil,
Bu kez.
Dilim, kelamım sana emanet...

28 Nisan 2012

bir kuş

zırhını indir, dedi.
ölmemen için
savaşman gerekmez
sen istemedikçe
kimse hissedemez, sevgini
kalbinle duy,
kalbinle gör,
kalbinle konuş.
sevmen için
duyulara ihtiyacın yok,
dedi.
sen istemedikçe
bilmemiz gerekmiyor...
kanatların olmadan da
karışırsın, gökyüzüne
yine okşar, rüzgar
yüzünü
yine uzanırsın, bulutların
üzerine
ve "bir sabah ardına kadar
açarsın, pencereni"dedi.
kanatsız bir kuş
konar, parmağına
tüm nefesini ona verirsin
seninle kalmasa da 
aşkımı kalbine üfledim,
dersin.
en azından denersin.

31 Mart 2012

biraz ekmek biraz su


 sevmek için daha özgür, 
 susmak için daha cesur ol!
 bir parça huzurun ziyanı yok.
 yine düşünür, yine unutursun...

 vazgeçmek için daha umutlu,
 korkmak için daha suçlu ol!
 sen sordukça, çoğalıp
 bulut olur, gökyüzüne
 karışırsın...

 bağlanmak için daha inançlı,
 başlamak için daha sabırlı ol!
 bir yudum su kadar
 çoğalır, en fazla
 bir lokma ekmek kadar
 doyarsın...

 görmek için daha kararlı
 affetmek için daha cömert ol!
 yüreğin ne kadar yaralıysa
 bir o kadar çok sever.
 yine açarsın kapılarını
 yine soluklanırsın,
 omuzlarında.

 korkma! hiçbir giden 
 seni, senden eksiltmez.

28 Mart 2012

tereddütsüz


bir ucu sararmış bir kağıt
henüz bilenmiş bir bıçak
hangisi daha keskin diye,
sorsalar...
gelecek seni yanıltır mıydı?
yoksa gözün kapalı
kağıt mı derdin?
hangisi daha
canını yakardı?
hangisine, gözlerini
emanet ederdin?
hangisi "kal" dese,
tereddütsüz
yaslardın, başını 
omzuna?
hangisine şiirler adardın?
kimbilir...

25 Mart 2012

kukla


yalnızlık kirpiklerini dökünce
kukla toplar, kukla ağlar
kukla, kime dokunsa
hüzün saçar
sonra sen gelirsin.
dolaşmış iplerini,
çözersin kuklanın.
hüznünü çeker,
alırsın gözlerinden.
kukla yine ağlar,
düşürür damlalarını
sen toplarsın
o, yalnızlık peşinde
koşar...

16 Şubat 2012

sis

tüm düşler ve gerçekler adına,
içine çekilecek ne varsa,
bir nefeste
ve
en derinine
hepsini,
kalbime
hapsettim.

28 Ağustos 2009

Kadın



Avuç avuç uzatmakta, ellerini
ve bir kol tutmakta, gözlerini...
Kirpikleri dökülmekte bir bir yüzüne.
Ağlasa, ıslansa kaybolacak sanki.
Sanki bir yüz kapatacak, gözlerini
ve çalacak dökülmüş kirpiklerini...
Tel tel dağılmakta saçları
ve ayırmakta bütün Asya’yı, Avrupa’yı…
Oysa yüzün demişti: "yüzün, aydınlık, bütün dünya gibi..."
Damla damla akmaktaydı, dudakları.
Boyansa bu kadar güzel olmazdı.
Kırmızıyı severdi, dünyayı sevdiği gibi...
Şimdi tutunsa, dokunsa bir el kaybolacaktı
ve o kırmızı, yakacaktı; kor dudakları...

26 Ağustos 2009

mai


bütün özgürlükleri, maviye; bütün evreni, beyaza boyadım.
bulutlar, evren oldu; gökyüzü ise özgürlük...
mavi isterse, beyaz oluyordu.
başımın üstünde ellerimi taşımak gibi; beyaz, mavideydi.
kahverengi gözlerim bazen masmaviydi.
bense, kanat takmış bir güvercin!
bitiremediğim bir özgürlüğün sarhoşu ben, başka diyarlarda kanat çırpıyordum...
birden; beyaz belirivermişti.
şimdi kanatlarım yoktu, sanki.
bilmediğim bir evrenin üstüne çökmek, üzereydim.
mavilikler uçmuştu, gözlerimden.
yerine iki koca boşluk kalmıştı.
şimşek çakıyordu; yağmur yağıyordu, derin derin...
beyazlıklar gitmiş; kara bulutlar kaplamıştı, her yanı.
sadece bir an gökyüzü benim olmuştu.
kanatlarım kırılmış; kelepçelenmişti, güvercin.
şimdi yalnızca, bir pranganın koyu esareti kaldı...

dil-i şeyda


kırma kalbimi.
bana ellerinle dokunma.
usul usul, ben bilmeden, görmeden,bak sadece.
görmek yetmez, bak bana!
işit beni.
duy neler söylemekte; dilim, kelâmım..
fısılda efsûnunu.
ruhum aşk dolsun..
susma!
susarsan, bir ateş sönecek.
bir destan ki bitmeyecek!
bana ellerinle dokunma.
dokunursan, gidersen..
bir dağ yanacak.
gömülecek bir kara tabut.
bir yağmur ki dinmeyecek.
düşle beni.
yum gözlerini ki aralansın bütün suretim..
bilsin, nurunu, efsûnunu.
bilsin ki görmek kâfi değil.
susma.. bana ellerinle dokunma.
dil-i şeydayım ben.
yer, gök, gece, gündüz benimle.
duy beni, sevgilim.
duy, beni...

24 Ağustos 2009

KIRMIZI



Bir, iki, üç…
Zaman bitti.
Şimdi her yan kırmızı.
Zoraki mutluluklara gerek yok.
Avcum kırmızı, avcum kara,
avcum dolu.
Başka bir ele gerek yok.
Ve üç, dört…
Son!
Gitmeliydim, sense kaldın.
Uzun bekleyişlere gerek yok.
Yitmiştik.
Beş, altı, yedi…
Sırası geldi.
Şimdi her yan kara,
tıpkı gözlerin gibi.
Mahmur bakışlara gerek yok.
Yolumuz bitti.
Sekiz, dokuz, on.
Bom!
Güneş patladı.
Aşk, yananındı.
Gittim ve yandım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...